Ege Haberi Gazetesi

Tekel ve işçilerimiz ile işsizlerimiz
www.egehaberi.com

UZUN süredir Ankara’da Tekel işçilerinin eylemleri var. Kızılay naylon çadır kent oldu. Bu insanlar yaşam seviyelerini koruma mücadelesi veriyor. Çoluk çocuk nöbetleşe Ankara ayazında naylon çadırlara kurdukları sobalarla eylem koymaktalar. Ülkemin her yanından, neredeyse her ilden işçilerin açtığı çadırlar var. Eylemler başladığından beri her sabah oradan geçmeyi, işçilerle çoğunlukla konuşmadan bile olsa onların kalabalığının parçası gözükmek için görev edindim.

Bu yazıda hiç taraf tutmadan her iki tarafında gözünden dillendirmek, okurlarımla paylaşmak ve işçiler üzerinden manevra arayışına giren muhalefetinde iktidarında yanlışlarını paylaşmak istiyorum.

Hükümetin savları şöyle; Tekel İşçilerinin aldıkları maaşların çok olduğunu yatarak para aldıklarını söylemektedir. Üstelik “Kendilerine verilen 1 yıllık süreye 1 yıl daha eklendi. Şu an çalışmadan 1,5 yıldır bankamatik işçisi oldular.  Kendilerine 4C ve 4B olarak iş imkânı da sunuyoruz. İsteyen de 41 bin lira tazminatını alabilir. Yetimin, vatandaşın vergilerini havaya saçamayız” iddiasındadır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti özelleştirmenin alt yapısını 90’lı yılların sonlarında hızlandırdı. Özellikle DSP + MHP + ANAP eklemlemeli koalisyon hükümetinin çıkardığı TAHKİM Yasası ile hem bunun önü açılmış hem de yabancı sermaye girişine açık bilet kesilmiştir. Tekel işçilerinin eylem koymasına kadar bu ülkede 18 bin Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) işçisi özelleştirmelerle dışarıda kaldı. Hiçbirisine de Tekel İşçilerine önerilen 4C veya 4B statüsünde iş garantisi verilmedi. Tekel işçileri kendilerinden önceki çoğu kıdemsiz tazminatsız kapı önüne konulan 18 bin işçiden farklı çünkü 34 bin işçi ile en büyük grup…

TEKEL, devletin Petrol Ofisi, Türk Telekom gibi gelir elde ederken özelleştirme yoluna gittiği teşebbüslerinden değil. Yani geliri –giderinden küçük, ‘devletin sırtına yük’ dediğimiz kuruluşlardan. Bugüne kadar hükümetler buraları yandaş memnun edilecek arpalık görmüş ve kadro şişmiş. Yani 2000 yılı ve öncesi hükümetlerimiz veya hükümet ortakları. Ortalama giydirilmiş maaşları 3 bin liranın üzerinde…

Hükümet eleştirisi; Bir kere şunu baştan soralım; ‘2 bin 3 bin arasında maaş neye göre çoktur?’ Bugün insanca bir yaşam, normal bir hayat standardı, dengeli beslenme vb. gelişmiş ülke vatandaşlarının seviyesinde bir idame için bu ücret zaten alt sınırdır. Diğer yandan ‘Yetim hakkını yedirmeyiz. Vatandaşımızın vergisini haksız yedirmeyiz’ derken kendinizle çelişkiye düşüyorsunuz.

Zira süreyi 1 yıl uzatırken bu işçilerin çalışmadan para alacaklarını bilmiyor muydunuz? Bildiğinize göre çalışmadan maaş ödemesini bir yıl yaparak yetim hakkını, vatandaşın vergilerini Tekel işçilerine peşkeş mi çektiğiniz söylene bilir mi?

İşçiler bu konuda haklıdır. Niye? Siz kime, ‘Hiçbir iş yapmadan 2-3 bin TL. Maaşla çalışmak ister misiniz?’ diye sorsanız atlar. İşçinizi çalıştıramadınızsa bu sizin beceriksizliğinizdir.

Bir devlet tüm işleyişine özel sektör mantığıyla da bakamaz. Sadece gelir – gider dengesi içinde bakamaz. Bundan önce iş akitleri fesh olunan işçilerine vermediği hakları Tekel işçilerine vermesi hakka uygun olur mu? 4C veya +B statüsündeki iş garantisi Tekel işçilerinden önce çıkarılanlara da sağlanmalıdır. Devlet özelleştirme yapar ki, biz ekonomisini kapital –liberal düzen içinde yürütüyoruz. Komünistte değil, bazı eskileri gibi “Her şey devletin olsun, devlet vatandaşa eşit dağıtsın. Parti yöneticileri de emekçilerin asalağı olsun” diyemedikleri için her özelleştirmeye karşı çıkılsın. Fakat devlet özelleştirme yapıp, işçisini kapı önüne koyduktan sonra ‘güle güle’ diyemez. İşçinin hakkı sosyal devlet özelleştirmesinde pazarlığın ilk sırasındadır. İşçilerin durumu özelleştirme pazarlığında dikkate alınır ve netleştirilir. İş bittikten sonra ‘bunlar ne olacak şimdi’ şaşkınlığı, cahil devlet icraatıdır.

Tekel İşçilerine Eleştiri

Devletin işçi için ortaya attığı eleştirileri yukarıda belirttik. Bizim duyduğumuz ve tespit ettiklerimiz de var. Çalıştığınız Tekel bünyesini ve işletmelerin durumunu en iyi sizler biliyorsunuz.

1999 yılına kadar yılda 300 bin tütün işlerken bu durum sonrasında 25 bin tona kadar düştü. Yani 14 kat azaldı. Tam on yıldır 14/1 iş yaparak çalışıyorsunuz.

Emek yoğun iş azalmasına rağmen maaş azalmadı. Özelleştirmeyi alan firmalar 3 yıl iş garantisi, belli oranda maaş artışı sundular. Bin 300’e yakın işçiye ihtiyaçları vardı. Fakat sadece 100 kadar Tekel işçisi devlet kapısını ve az emekle çok maaş cazibesini bırakıp, özelleştirmeyi alan firmalarda işe başladı. Firmalar bu yüzden yeni emekli olmuş, Tekel işçileriyle 3 yıllık sözleşmeler imzalayarak, kalifiye elaman sıkıntısını atlatmaya çalıştılar. Sorun 2 yıldır görülüyordu, iş akitlerinin süresinin 31.01.2010 tarihinde dolacağı da öyle… Lakin harekete geçmek için son 1,5 ay beklendi. Hiç çalışmadan 1,5 yıldır alınan ücretler sırasında da bu mücadele verilebilirdi. Hatta kamuoyunu % 100 sağlamak için hükümete şöyle bir çağrıda bulunsaydınız ya, “Biz yatarak devlet parası yemek istemiyoruz. Biz işçiyiz. Evimize alnımızın terini, emeğimizin karşılığını ekmek olarak götürmek isteriz. Bize devletimiz çalışacağımız yer göstersin!” diyerek sorununuzu 1 yıl önce masaya getirebilirdiniz.

Geçen 1,5 yılda tüm bu emeksiz maaş almalara karşın, Uluslararası Meslek edindirme fonlarıyla açılan ücretsiz meslek edinme kurslarına katılan Tekel işçisi sayısı işe 146!

Yani 11 bin kişiden özelleştirmeyi alan firmalara geçenleri de sayarsak gelecek endişesi taşıyarak, kendine alan açmaya, iş sahasını genişletmeye çalışanların sayısı ortalama 250…

Tekel işçilerinden önce özelleştirmeler sonrası açıkta kalan 32 binin üzerindeki işçiden büyük çoğunluğu (21 bin işçi) iş kaybına uğramalarının önüne geçmek için çıkarılan 446 sayılı kanun ile 4C statüsünde çalışmaya başladı. Bugün ülkemizde ki milyonlarca işsiz var ve tamamına yakını 4C, 4B fark etmez bir işe girmeye hazır bekliyor.

Sendikal Eleştiri

Özelleştirme sonrası dönemde yapılan görüşmelerde sendika yetkilileri önerilen 4/C teklifi için, “Hemen travma olmasın, 4/c’yi sonra değerlendelim” demediler mi?

6 ay öngörülen süre 1,5 yıla çıktığında ise kulaklarının üstüne yattılar. Zira ilgili sendikanın kasasına bu işçilerin maaşlarından kesilen aylık kişi başı 10 TL cebelloz edildi. Bu toplamda aylık 110 bin, 1,5 yılda 2 milyon lirayı buldu.

Sizin sendikal anlayışınız emek üzerine değil de yatarak maaş alan işçilerin üzerineyse bilemeyiz.

Süreç belli olmasına rağmen sendika ve konfederasyonlar işe netlik kazandırmak için adım atmak yerine işçilerin eyleme kalkmasını beklediler. Yani sendikaları harekete geçiren işçiler oldu ve işçi örgütleri buna sonradan dâhil olmak durumunda kaldılar.

Peki, işçiler için getirdiğimiz eleştiri sendikalar için geçerli değil mi?

Siz üye işçilerinizin emeksiz, çalışmadan devlet kasasından maaş almasını mı istiyorsunuz? İstemiyorsanız bugüne kadar geçen 1,5 yılda neden hiç sesiniz çıkmadı.

En azından hükümete bu işçilerin farklı kurum ve kuruluşlara (Karayolları, orman işletmeleri, maden işletmeleri vb.) geçmesi için neden hiçbir çabanız olmadı?

Sizin sendikal anlayışınızda çalışmadan, emek harcamadan maaş almadan rahatsız olmak yok mu?

Muhalefet Partileri

Özellikle CHP tam bir riya içinde davrandı. Tekel işçilerinin durumunu tekeline alıp, siyasi çıkarı için tepe tepe kullanma eğilimine girdi. Bırakın CHP’yi tüm hükümet muhalifi, kesim için bulunmaz bir fırsat gibi değerlendirilmek istendi. CHP geçen 1,5 yıllık süre içinde ses etmedi. Hükümete ‘bu işçileri neden çalıştırmıyorsun” diye hesap sormadı. Çalışmadan nasıl maaş ödüyorsun, babanın parasını mı dağıtıyorsun, işçi çalıştırmayı bilmiyorsunuz vb. eleştirileri getirmedi. Ama ne zaman Tekel işçileri meydana indi hop meydana çıktılar.

İşi öyle bir düzeysizliğe bindirdiler ki, 2009 yerel seçimlerinden sonra CHP’li yeni belediyelerin 4 bin 500, İzmir’de ise 2 bin 500 kişiyi işten çıkardığı görmezden gelindi.

Tekel işçileri Sayın Deniz Baykal tarafından genel merkezlerinde kabul edilirken, İzmirli CHP’li belediyelerin kapı dışarı koyduğu işçilere bırakın randevu vermeyi, genel merkez önünde saldırmaya kalktılar.

Sadece İstanbul ve İzmir’de CHP’li belediyelerin işten çıkardığı işçi sayısı 7 bin dolayında…

Tekel işçileri işçide CHP’li belediyelerin partizanlarına yer açmak için işten çıkarttıkları bostan korkuluğu mu?

Demokratlık ve işçi ayrımcılığı mı ne bunun adı? İzmirli CHP mağduru işçilerin açtığı çadırın önü neden hep boş kaldı? Onlara alaka gösterilmedi. Yok sayıldılar.

Torbalı ve Tire’den de Tekel işçisi arkadaşlarımız kendi haklı mücadeleleri için Ankara yollarını arşınladılar. İyi de ettiler.

Peki, Torbalı Belediyesi’ne başkalarının işsizliği üzerine kapağı atanların desteklerine, gazete açıklamalarına ne diyeceğiz?

Ben kocaman bir ‘YUH’ diyorum.

Siz önce özürlü çocuklarıyla tazminatsız, kıdemsiz kapı önüne konan, onlara yapılan haksızlıkla sahip olduğunuz konumunuzu sorgulayın.

Mahkeme kararlarına rağmen yanı başınızda hem kapı dışarı edilen hem de tazminatları ödenmemek için takla atılan durumları kalbinize bir sorun.

Burnunuzun dibinde sizinde bir köşesinden alet olduğunuz haksızlığı görün sonra 580 km ötedeki mücadeleye eylem koyma hakkınızı kendinizde görün.

Yoksa çok komik oluyorsunuz.

Tıpkı ilçesinde olan haksızlıkları görmezden gelerek, ilçe gazetesinde Tekel üzerinden muhalefet pusatı kuşananların köşelerinde yaptığı gibi komik durumunuz!

Aykut TEK

Aykut TEK

tek@egehaberi.com
SOYKIRIM ÜZERİNE »

HIRSIZI BULUN

Ali HANER

haner@egehaberi.com
HIRSIZI BULUN »

Hicap duyuyorum…

Ertunç TUTAR

tutar@egehaberi.com
Hicap duyuyorum… »

DOST VE DOSTLUK

Turgut UZDU

uzdu@egehaberi.com
DOST VE DOSTLUK »

Yalnızlık

Kemal SÖZALAN

sozalan@egehaberi.com
Yalnızlık »

AÇILIM AÇILIMDIR

Ayşem KALYONCU

kalyoncu@egehaberi.com
AÇILIM AÇILIMDIR »

Türkiye – 2030

Geylani BAKİ

baki@egehaberi.com
Türkiye – 2030 »

BARACK OBAMA

Ahmet SERTCAN

sertcan@egehaberi.com
BARACK OBAMA »

SELAMÜNALEYKÜM

Özden TUNÇ

tunc@egehaberi.com
SELAMÜNALEYKÜM »
Translator Arşiv
Mart 2010
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Şub    
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031