FENERBAHÇELİLİK bir yaşam tarzıdır. Sadece Fenerbahçe Spor Kulübü’nü desteklemek, taraftarı olmak demek değildir.
Karşılıksız aşk demektir. Takımının maçının olduğu günde boyut değiştirmek, bir başka âleme kaymak demektir. Sesi kısılana kadar bağırmak, avuçlarının içi kızarıncaya kadar alkışlamak demektir. Bıraksalar, tüm rakip sahaları Şükrü Saraçoğlu’na çevirmek demektir.
Fenerbahçeli olmak, sevgilililerin en kusursuzuna sahip olmak, herhangi bir tartışmada verebilecek cevap bulamadığında o sevgiliye sımsıkı sarılıp kudret bulmak demektir.
İçten gelmektir Fenerbahçelilik, kendini kontrol edememektir.
Fenerbahçe Spor Kulübü, belli bir duruşu olan agresif bir taraftar topluluğuna sahiptir.
Fenerbahçeliler ne kadar aykırı da olsa, engellemeler de olsa çekinmeden tepkilerini ortaya koyabilecek kadar kendine güvenen bir kitledir.
Hatırlayalım, o sıralarda sıkça yaşanılan hakem hatalarını dönemin Başbakan Yardımcısı fanatik Galatasaraylı A.Mesut Yılmaz’a bağlayan Fenerbahçelilerin, Saraçoğlu’na astığı pankartı…
Polisin tüm müdahalelerine rağmen Saraçoğlu’na “Sandıkta Görüşürüz Mesut Bey” pankartı asılmıştı.
O pankartı oraya asanlar, hemen ardındaki seçimde AK Parti iktidar olunca Beşiktaşlı Abdullah Gül’ün Başbakan olmasını kabullenememiş ve fanatik Fenerbahçeli Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlık koltuğuna oturması isteklerini; “Türkiye’ye Yakışan Fenerli Başbakan” pankartını stada asarak cümle âleme göstermişlerdi.
Seviyorum arkadaş, seviyorum…
Toplamda 25 bin kişilik iki kale arkamızda da yakalanan curva havasını, süslemeleri, kanarya maskotunu, hep bir ağızdan; “Çünkü Fenerbahçeliyiz” diye bağırmayı seviyorum…
Sarı-lacivert-şampiyon-fener dörtlemesini, Türkiye’nin tek bağıran numaralı tribününü, eşsiz taraftar potansiyelini seviyorum…
55 bin kişinin aynı anda omuz omuza yapmasını, hep beraber söylenen; “İnandık Size Bu Sene” bestesini, etkileyici atkı şovunu, karton şovlarını, sopalı pankartları, dev bayrakları seviyorum…
Büyük Fenerbahçe taraftarının her ne olursa olsun takımlarıyla, tarihleriyle gurur duymalarını, camialarına laf söyletmemelerini seviyorum…
Fenerbahçelilik, diğer takımların taraftarı olanların hiçbir zaman anlayamayacağı bir duygudur. Çünkü Fenerbahçeliler diğer takımların taraftarlarının hiçbir zaman anlamayacağı bir ruh haline ve taraftarlık içgüdüsüne sahip olanlardır…
Fenerbahçelilerin her zaman bir tavrı vardır ve bu kesindir…
Gerektiğinde takımına 0-3’ten 4-3 maç aldıran Fenerbahçeliler, kendilerine göre yeri geldiğinde çılgına döner ve gidip kendi futbolcularını döver.
Fenerbahçeliler hiç kimseyi sallamaz. Her şeyi yapabilirler, ağlar, güler, bağırır, delirir ve hatta saçmalayabilirler de… Kime nedir ki? Kime ne?
Fenerbahçeli olmak, farklı olmak demektir…
Fenerbahçeli olmanın bir farkı vardır.
Zaten bir farkı olmasa, o fark da en büyük olmak olmasa, ne diye herkes Fenerbahçe ile uğraşsın ki zaten?
Fenerbahçe tektir, anlaşılamayandır… Bu yüzden rakipleri tarafından sevilmez…
Ya Fenerbahçeli olursun, ya nefret edersin… Ortası yoktur…
Ama unutma, eğer nefret ediyorsan, içindeki nefretin büyüklüğünü anladığında Fenerbahçe taraftarının büyüklüğünü de anlamış olursun…
Fenerbahçeliler kendisine düşman olan rakip takımların taraftarlarının çokluğundan hiç gocunmazlar. Aksine düşman sayısının fazlalığı Fenerbahçelileri mutlu bile eder…
Fenerbahçeliler bilir ki, Almanların bir atasözü vardır; “Viele feinde, viele ehre” yani “Ne kadar çok düşman, o kadar çok şeref…” Hiç sorun değildir düşman sahibi olmak…
Fenerbahçe taraftarı çeşit çeşittir, tür türdür…
Zengini vardır, mevki makam sahibi, o kadar saygın, bir o kadar da sevilen, yalnız iş futbola geldi mi en ateşli taraftar kesilen…
Fakiri vardır, Anadolu’da yaşar. Ara sıra çocuğunun ısrarıyla para denkleştirip gözünü karartıp gider bir maça. Belki de çocuğunun yanında polis copu yer. Belki de rakip taraftardan kafasına taş, kim bilir?
Genç, delikanlı, ateşli taraftarı vardır. Parası yetmese de bulur buluşturur bir yerlerden, deplasmansa en “cehennem” denen stadlara bile gözü kapalı girer takımı uğruna…
Öğrencisi vardır, 1 ay boyunca bütün maddi durumunu ayın 7’sinde bankaya yatacak krediye göre ayarlayan, lakin derbi maça kampüsün önünden otobüs kaldırılacağını duyunca hiç gözünü kırpmadan o krediyi bilet+yol parasına harcayan… Bir maça gidilecekse 1 gün sonra vizesi bile olsa maçı tercih eden…
Çocuk taraftarı vardır, yıllarca şampiyonluk görmese bile inatla, sevgiyle, aşkla takımına bağlanan. Ömründe 1 kez olsun Saraçoğlu’nda maç izlemese de, gözleri ancak televizyondan görse de takımını o küçücük kalbiyle delicesine seven…
Velhasıl, Fenerbahçe taraftarı olmak, Fenerbahçeli olmak bambaşka bir duygudur. Yaşamayan bilemez, hissedemez.
Bir Fenerbahçeli olarak Torbalı’da yaşayan tüm Fenerbahçelilere bu köşeden çağrıda bulunmak istiyorum.
Arkadaşlar, Torbalı Fenerbahçeliler Derneği’ne üye olun ve desteğinizi gösterin.
Fenerbahçe’yi seviyorsanız, sevginizi eyleme dönüştürün…
Torbalı Fenerbahçeliler Derneği’nin Muzaffer Kebapçıgil Koruluğu karşısında açtığı lokale giderek üye olabilirsiniz.
Derneğin üye aidatları aylık 10 TL…
Üye olanlardan lig maçlarını izlemeleri için kahvehanelerde yapıldığı gibi ayrıca bir ücret alınmıyor. Kahvehanelerde en ucuz maç izleme bedeli 2 TL değil mi? Ayda dört maç için kahvehaneye 8 TL vereceğinize taraftarı olduğunuz takımın derneğine 10 TL verin ve desteğinizi gösterin…
Buradan Fenerbahçeli dostlarıma seslenmek istiyorum…
Şimdi takımımıza, takımımızın derneğine sahip çıkma zamanı… Harekete geçin, gerekeni yapın… Siz her zaman gerekeni yaptınız, bugün de yapacaksınız, ben ona inanıyorum…
Haydi Fenerbahçeliler, sevginizi eyleme dönüştürün…
”Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü, ne kupa büyüklüğüdür. Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte, adı konamaz” İslam Çupi




















